">




SIRLAR - yesil - Blogcu









NesliNurSema Şiir Köşesi





İsim Sözlüğü


Yorumcu.com hizmetidir

Günlük burçlar

Yorumcu.com hizmetidir



ŞEHİTLERİMİZE..



Sevgili Peygamberimiz "şehidliğin" üstünlüklerini anlatıyorlardı Buyurdular ki:

(Kıyamet gününde şehidler "Mahşer Yerine" gelirken; orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar Onlar; çocukları akraba ve dostlarından 70000 kişiye şefaat ederler (Cehennemden kurtarırlar))

Bu sözleri işiten "Nevfel" ismindeki sahabe iki
oğlu ile hanımını oraya getirdi

- Yâ Resûlallah! Bir dua etmek istiyorum Siz de "amin" der misiniz? diye sordu

Peygamber Efendimiz kabul ettiler Bunun üzerine Nevfel:

- Yâ Rabbi Nevfel kuluna "şehidlik" nasib eyle! duasında bulundu

Hazret-i Ali'nin bildirdiğine göre; ilk Gazâ'da (savaşda) Nevfel gerçekten şehid oldu

Gazadan sonra Allahın Resulü ve arkadaşları Medine'ye dönüyorlardı

Kadınlar çocuklar ve ihtiyarlar karşılamaya çıktılar Hepsi sevinç içindeydiler

Nevfel'in hanımı çocukları ve ihtiyar annesi karşılacılar arasındaydı

- Gazanız mübarek olsun Yâ Resûlallah Nevfel'in hali nicedir? diye sordular

Merhametli "Efendimizin" gözleri nemlendi Şehidlik haberini vermeğe mübarek kalbleri dayanamadı Elleriyle arka tarafı işaret buyurup geçtiler

Arkadan Hazret-i Ali geliyordu Nevfel'in yakınları O'na sordular "Allahın Arslanı" yanında yürüyen Hazret-i Ammar'a:

- Şehidlik haberini ben de veremiyeceğim Yürü gidelim dedi

Eliyle arka tarafı işaret etti

Sonra Hazret-i Ömer geliyordu "Büyük" Ömer de aynı şekilde hareket etmek zorunda kaldı

Daha sonraki Hazret-i Osman da başka türlü yapamadı Eliyle arka tarafı işaret edip geçti

En sonra gelen Ebu Bekir hazretleriydi Yanında "Muaz bin Cebel" bulunuyordu Geride Hazreti Zübeyr' den başka kimse kalmamıştı

Nevfel'in yakınları son ümitle Sevgili Peygamberimizin en aziz arkadaşına yaklaştılar Aynı şeyleri sordular

Hazret-i Ebu Bekir kendi kendine düşündü:

"- Yâ Rabbim Ne kadar zor durumdayım Eğer doğru söylersem mahzun kalbleri daha fazla üzmüş olacağım Bunu yapmaktan Sevgili Peygamberimiz bile çekindiler O'na nasıl aykırı davranabilirim Fakat yalan da söyleyemem

Sen bana öyle bir şey ilham et ki bu gariblerin yüreği daha fazla yanmasın Allahım"

Peygamber Efendimizin doğru sözlü dostu "Sıddîk" bütün kalbiyle

- Yâ Allah! Ya Nevfel! diye "Ah" çekerek inledi

İşte o sırada yaydan fırlamış ok gibi "bir atlı" yıldırım hızıyla yanlarına yetişti

- Buyur Yâ "Sıddîk" Beni mi çağırdın Ey Allah Resulünün sevgilisi? diye sordu Bu atlı Nevfel'den başkası değildi

Bütün Eshâb-ı kiram hayrette kaldılar

Sonra Cebrail aleyhisselâm isimli melek göründü Peygamber Efendimize şunları söyledi

-Yâ Resûlallah Hak teâlânın selamı var

(Eğer "Peygamberin Mağara Arkadaşı" Sıddîk bir kere daha "ALLAH" deseydi; "Yüceliğim" hakkı için bütün şehidleri diriltirdim Çünkü Ebu Bekir adlı kulum; cahiliye devrinde "İslâmiyetten önce bile hiç yalan söylememiştir" buyurdu

Ebu Bekir'in yalancı çıkarılmaması için Nevfel'i Cenâb-ı Hak diriltti Nevfel bundan sonra nice yıllar daha yaşadı

Nihayet duası kabul olundu "Yemame" çenginde şehidlik şerbetini içti

Yorumlar (14) ::: Yorum Yaz ! ::: Bağlantı

DÜNYADA AÇIKLANAMAYAN 10 ŞEY

Dünyada Acıklanamayan 10 Sey ...

 

  Gelecegi gören harita
Cografya ve harita uzmani ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te
çizdigi Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya
çikarildigi 1929 yilinda ortaligi karistirdi. Çünkü Güney Kutbu'nun
kesfi, haritanin çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçeklesmisti.
Dahasi, Piri Reis'in haritasi, kitanin buz altinda kalmis sahil
kesimlerini de gösteriyordu.
Ancak kita üzerindeki buzlar, haritanin çizilmesinden tam 6 bin
yil önce erimisti.


  2 bin yillik pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafindan 1938'de Irak'in baskenti
Bagdat'in yakinlarinda bulunan 2 bin yillik pil, bilim adamlarini
saskina düsürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin içine
monte edilmis bir bakir silindir, onun etrafindaki demir çubuk ve
testinin agzini kapatan asfalttan olusan bu nesneyi "dünyanin en eski
pili" olarak tanimladi. Pilin
2 volt enerji ürettigi saptanirken, 1800'lü yularda modern pili icat eden
Alessandro Volta adli Italyan kontunun da söhretine gölge düstü.

  Bir nevi bilgisayar
1900 yilinda Girit açiklarindaki bir batikta arastirma yapan
bilim adamlari
ilginç bir cisme rastladi. Tahta bir muhafazanin içine yerlestirilmis
bir dizi bronz disliden olusan bu garip nesnenin kasasi, yüzeye
çikarildigi anda
dagildi ve cihazin içindeki karmasik yapi ortaya çikti. Yapilan
çalismalarin ardindan, bu aygitin Ay, Günes ve diger gezegenlerin konumlarini
hesaplamak ve istendigi anda bunlarin pozisyonlarina yönelik tahminlerde
bulunmak için gelistirildigi anlasildi.


  Gizemli kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yillik bu kristal kuru kafa, tek bir blok
kristal üzerine oyma olarak yapilmis. Nasil yapildigi hala anlasilamayan kuru
kafanin altindan tutulan isik, dogrudan göz çukurundan yansiyor. Bu
teknolojinin bugün bile mümkün olmadigi söyleniyor.

  Alüminyumdan kemer tokasi
M.S. 300'lü yillarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarinda
1956 yilinda bulunan kemerin tokasi, yüzde 85 oraninda alüminyumdan yapilmis.
Ama dogada sadece bilesik olarak bulunan alimünyumun diger maddelerden
ayristirilarak tek bir madde olarak kullanilabilmesi ilk kez 19. yüzyilda
mümkün olmustu.

  1000 yilda yapilan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adasi yakinlarina kurulu antik
Nan Madol kentinin insasi, M.Ö 200'de basladi ve 1000 yil sürdü. 250
milyon tonluk dev
bazalt bloklar kullanilarak yapilan bu kent, 100 yapay adayi
kanallarla birbirine bagliyor. Bu kadar bazaltin bölgeye nasil getirildigi ise
hâlâ sir.

  Uzaylilara yapıldığı inanılan inis pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili
motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasindaki dönemi kapsayan hayvan ve
bitki sekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafindan yapildigi
düsünülen bu garip motiflerin, uzaylilar için bir inis pisti vazifesi gördügü öne
sürülüyor.

  Concorde'un atasi
M.Ö 200'de yapildigi sanilan bu nesne, 1898 yilinda Misir'da bir
lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne oldugu
konusunda kimse
bir fikir beyan edememisti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir
model uçak oldugunu, mükemmel bir aerodinamiginin bulundugunu ve
kanatlarinin Concorde'u andirdigini iddia etti.

  Çekicin sirri
Tahta sap ve demir tokmaktan olusan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta
400-500 milyon yillik bir kayanin içine gömülü olarak bulundu. Modern bir
aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasil girdigi bir yana, çekiçte
kullanilan demirin günümüz demirlerinden bile saf olmasi bilim
adamlarini hayrete düsürdü.


    Harçsiz tas set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir Inka kalesinin etrafini 360 metre
boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapiminda, tanesi 300 tona
varan kireçtasi bloklari kullanilmis. Ancak hiç harç kullanilmamasina ragmen
bu kayalar, arasina biçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerlestirilmis

Yorumlar (3) ::: Yorum Yaz ! ::: Bağlantı

KÜÇÜĞÜM

KÜÇÜĞÜM


Ayni sokakta oturuyorduk
Her gün bir kizla geliyordu eve
Adi ESRARENGIZDI
Herkes onun hakkinda
Farkli seyler söylerdi.
Fakat kimse gerçegi bilmezdi
Kirli sakallari vardi.
Yesil gözlü esmerdi
Mahallenin kizlari hayrandi ona
Bense nefret ederdim
Hiç kimseyle konusmaz
Sadace gelir geçerdi
Birgün onunla yolda karsilastik
Çok güzel bir yüzü vardi
Bana gülümsedi
Sasirdim
Ama yinede onu sevmiyordum.
Fakat o çok farkliydi
Gece boyunca lambasi yanardi
Uyumak yerine onun evini seyrediyordum,
Onu sevmedigim halde her seyiyle ilgileniyordum.
Yavas yavas onu gözlemeye basladim
O an anladim ki
Hep kendimi kandirmisim
Ona karsi hissetigim sey sevgiymis
Artik o eve gelmeden uyuyamiyorum.
Yanina gelen kizlari kiskanirdim
Herkes onun kötü oldugunu söyleyince
Hep onu savunurdum,
Onunla karsilasmak için kapida dururdum…
Onu yine yolda gördüm
Bana göz kirpti
Yanimdan geçerken onu cagirdim
Acelem var KÜÇÜGÜM dedi
Bana aramizdaki yas farkini hatirlatmisti
Eve gidip aglamistim.
Karar verdim ona askimi ilan edecektim
Yolunu gözledim
Bir gün onu gelirken gördüm
Pesine düstüm o eve girdi
Biraz bekleyip kapiyi çaldim
Açtı ne var KÜÇÜGÜM dedi
SENI SEVIYORUM dedim
Gülümsedi
EE dedi
Ne eededim konusmadi
Kosarak disari çiktim
Bir ay boyunca evden çikmadim
Bir gün kizlarla konusurken
Ambulans geldi onun evine girdi
Sedyeyle  onu disari çikardilar
Önümüzden geçerken
Bende seni KÜÇÜGÜM dedi ve gözlerini yumdu.
Kipkirmizi oldum herkes bana bakiyordu
Aglayarak kosmaya basladim
Aksama kadar sokakta gezdim
Gözyaslarim durmadan akiyordu
Sonra eve geldim
Annemler ondan bahsediyorlardi
Sevdigi bir kiz varmis
Ailesi evlenmesine izin vermeyince
Kiz evden kaçmis
Sokak serserileri onu öldürmüs
Eve getirdigi kizlar evi olmayan kizlarmis
Kimi sevdiyse ölmüs
Çok sevip aci çekmis
Intihar edip hastaneyi aramis
Polisler evin duvarinda KÜÇÜGÜM yazisini bulmus
KÜÇÜGÜM sende ölme yaziyormus, ve hemen altında;
Bende seni sevdim
Sevdiklerim gibi sende ölme diye ben öldüm KÜÇÜGÜM

 

ÖMER KÖROĞLU

Yorumlar (4) ::: Yorum Yaz ! ::: Bağlantı

mezarda bir gece geçirmek ve karşılığında servet sahibi olmak VA

mezarda bir gece geçirmek ve karşılığında servet sahibi olmak VAR MI SI NIZ???

http://nurbozkurt.blogcu.com/

 

Bir zamanlar Doğu’nun şehirlerinden birinde, zengin ve varlık bir adam ölmüş. Haberciler ve tellallar şehrin sokaklarına yayılıp halka şöyle seslenmişler:
“Ey ahali! Bildiğiniz gibi Veli Ağa vefat etti. Önemli bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için yardımcı arıyor. Kim mezarda geçireceği ilk gecede ona eşlik ederse, Veli Ağa’nın servetinin yarısı kendisine verilecektir.”

Tellalların onca bağırıp çağırmalarına rağmen, kimse bu ilginç teklife talip olmaya cesaret edemedi. Akşama doğru, şehrin en fakir adamlarından biri olan hamal, bakmış ki, elinde mal olarak bir küfe ve ipten başkası yok. “Hamal olarak yatar, ağa olarak kalkarım” diyerek koşmuş ve diri diri mezarda gecelemeye talipli olmuş.

Ertesi gün, genişçe bir mezar kazmışlar. Bir tarafına iyice kefenlenen Veli Ağa’yı bir tarafına da hamalı yatırıp mezarı kapatmışlar.

Az sonra sual melekleri çıkıp gelmiş. “İkisi de artık bize emanet” diye aralarında konuşuyorlarmış. Biri:

“Öyle de..” demiş. “Zengin olan zaten burada kalıcı, önce şu hamaldan başlayalım.”

Öteki melek bu teklifi makul görmüş ve hamalın baş ucuna gidip sorguya başlamışlar:

“Dünyada malın mülkün var mıydı?”

“Alay etmeyin” demiş hamal. “Sırtımdaki küfeden ve ipten başka bir şeyim hiç olmadı benim.”

“Öyleyse söyle bakalım” demiş melekler. “O küfe ile ipi hangi kazançla nasıl aldın?”

Hamal başlamış anlatmaya:

“Beş kişinin malını on kuruşa taşıdım. İkisini yedim sekizini sakladım. Ertesi gün de aynı işi yaptım. Böyle böyle para biriktirdim. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım ve bunları aldım.”

Melekler:

“Olmadı” demişler. “Olmadı hamal efendi. Falancadan aldığın para hak ettiğinden çok azdı. Biz bunun hesabını ondan soracağız. Filancaya da çok ucuza taşımıssın, bunun da hesabını ondan soracağız”

“İyi ama..” demiş hamal. “hakettiğim parayı isteseydim, bana taşıtmazlardı ki...”

“Sen merak etme” demiş melekler. “Nasıl olsa ikisi de buraya gelecek, o zaman biz sorarız bunların hesabını.”

Ve sorguya devam etmişler:

“Sen bir daha söyle bakalım. Kazandığının ne kadarını yedin, ne kadarını biriktirdin?”

“Vallahi” demiş hamal. “Genelde hep yarı yarıya... On aldıysam beş sakladım, beş yedim. İki kazandıysam, birini kenara attım.”

“Olmadı” demiş melekler. “Bu iş hiç olmadı. Sen hem kendinin hem de çoluk çocuğunun boğazından kısmışsın. Hem kendi nefsine, hem de onların nefislerine zulmetmişsin. Bu günahtır bilmez misin?”

Hamal ne cevap vereceğini düşünürken kan ter içinde kalmış. Ve bütün bir gece melekler sormuş o kıvranmış, melekler sormuş o kıvranmış.. Nihayet sabah olmuş ve mezarı açıp onu dışarıya çıkarmışlar.

Hamal bakmış, kadı efendi dahil bütün şehir kabrin başına toplanmış. Hatta mehter takımı bile hazır bekliyor.

Kadı, mezardan kendisini dışarıya atan hamala:

“Afferin hamal efendi, kimsenin cesaret edemediği bir işi yaptın. Ama mükafatını da göreceksin. Artık zengin bir adamsın.”

Halkan bir alkış ve ‘Yaşasın’ kopmuş.

Hamal:

“İstemem! İstemem! Vallahi istemem!” diye bağırmış. “Ben, bir iple bir küfenin hesabını sabaha kadar veremedim. Onca servetin hesabını nasıl veririm. Kim isterse o alsın. Hesabını da alan versin!” ?

 

 

http://nurbozkurt.blogcu.com/ benimle paylaştığı için kendisine çok teşekkür ederim çok güzel bir blog mutlaka uğrayın pişman olmazsınız

Yorumlar (1) ::: Yorum Yaz ! ::: Bağlantı

<<< :::::: Sonraki Sayfa >>>

Hakkımda

Dostluk dallara goncadır Dostluk sırattan incedir Dostluk her şeyden öncedir Sönmesin muhabbetin közü Merhabadır dostun sözü merhaba

Bağlantılar

Bağlantılar
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım Can Dostlarım
  • e-posta
  • RSS
  • borsa
  • tr.yol haritası
  • pratik bilgisayar
  • bahçe
  • özlü sözler
  • ilahi ve dini herşey
  • osmanlı ansiklopedisi
  • kütahya
  • akgül fm istek yap
  • muhteşem bir paylaşım sitesi
  • mustafa2yesil
  • http://derdinidinleyenblog.blogspot.com/
  • www.blogcu.com/alyana
  • http://teosuangel.blogspot.com/
  • <%LinkTitle%>

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • edizdar
  • ikizler
  • agnia
  • kartopum
  • Özkan Özdemir
  • gulcaner
  • neslinursema
  • dostlukrehberi
  • rumuzsehadet
  • dingorevlileri
  • neslinursema1
  • bahargunesi
  • nurla
  • selamunaleykum
  • yesilim
  • neslinursema2
  • neslinursema3
  • meryemcemurat
  • hulos
  • medreseizehra
  • sudeasya
  • islamhukuku
  • fuadyusufoglu
  • dusbahcesi
  • bluepoison
  • serol43

  • SIIRLER


    Büyülü Anlar
    Büyülü Anlar

    Gül
    Gül

    Gül
    Gül
    Sen ve Ben
    Sen ve BenBir dilek tut..
    Bir Dilek Tut
    Anýlar
    Anilar
    Dostluk
    Dostluk
    Sevgi ve Dostluk
    Sevgi KokteyliSevginin Melodisi
    Sevgi Melodisi
    Yine Seni Düsündüm
    Seni Düsündüm
    Meleðimsin
    Meleðim
    Sana Yaziyorum
    Sana Yazýyorum
    uzaktaki Sevgili
    Uzaktaki Sevgili

    Seni Seviyorum

    Seni Seviyorum
    Hasret
    Hasret
    Sayfa: 1 - Toplam: 9
    | Sonraki Sayfa
    yesil Dostluk dallara goncadır Dostluk sırattan incedir Dostluk her şeyden öncedir Sönmesin muhabbetin közü Merhabadır dostun sözü merhaba